🗓 21 Şubat 2026 – Genel Kurul
🕙 Saat: 10:00 – 18:00
📍 Yer: Grand Cevahir Otel ve Kongre Merkezi
📌 Konum: https://maps.app.goo.gl/eAP7fdiWH42aLemR9
🗳 22 Şubat 2026 – Seçim Günü
🕘 Saat: 09:00 – 17:00
📍 Oy Kullanma Yeri: Nişantaşı Nuri Akın Anadolu Lisesi
📌 Konum: https://maps.app.goo.gl/oRH5a7SMbZJfBKpQ7
Son yirmi beş yıl boyunca EMO İstanbul Şube’de yönetimler, kimi dönemlerde ortak listelerle, kimi dönemlerde ise ayrı listelerle belirlenmiştir. Bu süreç boyunca anlayış farklılıkları hiç ortadan kalkmamış; buna rağmen demokrat güçlerin bir araya gelmesi için her defasında çaba gösterilmiştir. Özellikle son üç dönemde, Milliyetçi Muhafazakar bir yapı olan Meslekte Birlik çizgisine karşı demokratlar tek listeyle seçime girmiş ve seçimler kazanılmıştır. Ancak bu dönemler verimsiz yönetim pratikleriyle geçmiştir ve son dönemde ise bu birliktelik tamamen sürdürülemez hale gelmiştir. Merkez yönetiminin de antidemokratik, etik olmayan müdahaleleri sonucunda Şube Yönetim Kurulu’nun asıl ve yedeklerin çoğunluğu istifa etmiştir. EMO Merkez Yönetim Kurulu’nun EMO Ana Yönetmeliği doğrultusunda İstanbul Şubeyi Olağanüstü Genel Kurula taşıması gerekirken; İstanbul Şube Yönetimi yasa ve yönetmeliklere aykırı biçimde görevine keyfi şekilde devam etmiştir. EMO Ana yönetmeliğine aykırı, yasal olmayan bir EMO İstanbul Şube Yönetimi oluşturulmuştur. İşte 21-22 Şubat 2026 tarihlerinde gerçekleşecek bu Genel Kurul’a böyle bir “ yasal olmayan Yönetim” ile gidilmektedir. Bizler aynı durumun tekrar yaşanmaması için birbiriyle uyum içinde çalışacak, meslek alanı ve EMO örgütlülüğüne aynı ilkelerle yaklaşan demokratik anlayışa sahip adayların bir araya geldiği Erhan Karaçay ile başlayan Demokrat Mühendisler- Mavi Liste ile seçime katılıyoruz.
Demokratların ortak yönetimindeki uzun yıllardır süregelen bu çatışmaların sebebi geçici yönetsel uyumsuzluklar ya da kişisel anlaşmazlıklar değildir. TMMOB ve EMO Merkezde son 25 yıldır hakim olan bir anlayışın tercih ettiği, Birliğimizi ve Odamızı sürüklediği Meslek Örgütü anlayışı ve sağ liberal savrulmaya karşı çıkılmasıdır.
2000’li yılların başından itibaren TMMOB içinde “hizmet üretimi”, “yetkin mühendislik” ve “ticarileşme” başlıkları altında yeni bir yönelim tartışmaya açılmıştır. Bu tartışmalar, TMMOB’nin kamusal bir meslek örgütü mü yoksa piyasa ilişkilerine eklemlenen bir yapı mı olacağı sorusu etrafında şekillenmiştir.
Yetkin mühendislik uygulamaları, A Tipi Muayene Kuruluşu olma hedefleri, Personel Belgelendirme Kuruluşları (PBK) ve Akreditasyon süreçleri; Meslek Odalarının kamusal düzenleme ve denetim anlayışından koparılarak piyasa mekanizmalarına devredilmesinin araçlarıdır. Diploma, mesleğe giriş için yeterli bir belge olmaktan çıkarılmakta; mühendisler sürekli olarak ücretli belgelendirme ve sertifikasyon süreçlerine tabi tutulmaktadır. Bu durum, mühendisliği kamusal sorumluluk taşıyan bir meslek olmaktan uzaklaştırmakta; meslek mensuplarını piyasanın taleplerine göre yeniden tanımlanan bireyler haline getirmektedir. Diplomaların tartışmaya açılması, özellikle genç ve güvencesiz çalışan mühendisleri daha kırılgan bir konuma itmektedir.
Erhan Karaçay ile başlayan Demokrat Mühendisler- Mavi Liste olarak bizim çizgimiz, bu sürecin karşısında net bir tutum almak, ticarileşme, yetkin mühendislik, belgelendirme ve akreditasyon uygulamalarına karşı meslek alanlarının kamusal karakterini savunmaktır. EMO üyesine rakip olacak ticari faaliyetler içinde bulunmamalıdır.
Bu tutum bizim için, yalnızca örgütsel bir tercih değil; mühendisliğin toplumla kurduğu ilişkinin korunmasına yönelik tarihsel bir sorumluluktur.
Bugün gelinen noktada açıkça görülmektedir ki ticarileşme, meslek örgütlerini güçlendiren değil; onları piyasanın birer parçası haline getiren bir süreçtir. Meslek örgütlerinin kamusal denetim işlevi zayıflatıldıkça, kamu yararı da geri plana itilmektedir. EMO ve TMMOB geleneği açısından esas olan, mühendisliği sermayenin değil toplumun ihtiyaçları doğrultusunda konumlandırmaktır. Ticarileşmeye karşı mücadele, mesleğin, kamusal sorumluluğun ve örgütlü mücadelenin geleceğine sahip çıkma iradesidir. Bu irade, TMMOB’nin tarihsel birikiminden ve mühendislerin topluma karşı taşıdığı sorumluluktan beslenmektedir.
Türkiye’nin son yarım yüzyılı, dünya kapitalist sistemiyle kurduğu ilişkinin niteliği üzerinden okunabilecek derin kırılmalarla şekillenmiştir. Bu kırılmalar yalnızca ekonomik tercihlerle sınırlı kalmamış; toplumsal örgütlenme biçimlerinden meslek alanlarının düzenlenmesine kadar uzanan geniş bir etki alanı yaratmıştır. Mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı meslekleri ile bu mesleklerin örgütlü yapısı olan TMMOB’de bu dönüşümün dışında kalmamıştır.
1960’lı yılların başında, 1961 Anayasası’nın sağladığı görece özgürlük ortamı içinde Türkiye’de sendikalar, meslek örgütleri, üniversiteler ve gençlik hareketleri önemli bir toplumsal dinamizm kazanmıştır. TMMOB ve bağlı odalar bu dönemde, kamucu ve toplumcu bir anlayışla meslek alanlarının düzenlenmesinde aktif rol üstlenmiştir. 1970’li yıllarda yaşanan siyasal ve toplumsal yükseliş, uluslararası sermaye çevreleri ve yerli işbirlikçileri açısından ciddi bir tehdit olarak algılanmıştır. 12 Mart 1971 askeri müdahalesiyle başlayan baskı süreci, demokratik ve devrimci birikimi tasfiye etmeyi hedeflemiştir. Buna rağmen TMMOB ve bağlı odalar, bu dönemde toplumsal muhalefetin önemli bileşenlerinden biri olmaya devam etmiştir. Bu tabloyu tersine çevirmek isteyen sermaye çevreleri, bilinçli ekonomik krizler ve siyasal müdahaleler yoluyla yeni bir yönelim dayatmıştır. 24 Ocak 1980 kararlarıyla ilan edilen “dışa açık ekonomik büyüme modeli”, Türkiye’nin neoliberal politikalara tam entegrasyonunun başlangıcı olmuştur. Bu model, kamusal alanın daraltılmasını, planlamanın tasfiyesini ve piyasa mekanizmalarının belirleyici hale getirilmesini hedeflemiştir.
12 Eylül 1980 askeri darbesi, bu dönüşümün siyasal ve toplumsal altyapısını oluşturmuştur. Demokrasi ve özgürlük mücadelesi bastırılmış, sendikalar ve meslek örgütleri ağır bir baskı altına alınmıştır. Bu ortamda özelleştirme uygulamaları hız kazanmış, kamu iktisadi teşebbüsleri ve kamusal hizmet alanları piyasaya açılmıştır. TMMOB’nin kamusal denetim ve meslek alanlarını düzenleme işlevi bu süreçte hedef haline gelmiştir.
1990’lı yıllarda Avrupa Birliği ile yürütülen Gümrük Birliği süreci ve 1994 ekonomik krizi, Türkiye’nin ekonomik bağımlılığını derinleştirmiştir. GATT, GATS ve Çok Taraflı Yatırım Anlaşmaları gibi uluslararası düzenlemeler, hizmet alanlarının ve mesleki faaliyetlerin serbestleştirilmesini amaçlayan politikaların hukuki zeminini oluşturmuştur. 2001 ekonomik krizi ve batının desteğiyle gelen siyasal islamcı yeni iktidar neoliberal dönüşümün kurumsallaştırılması ve kamunun tasfiyesini gerçekleştirmişlerdi
İşte TMMOB Demokrasi Kurultayı böyle bir ortamda düzenlemiştir. TMMOB tarihi bir sorumluluk üstlenerek Demokrasi Kurultayı ile meslek örgütlerinin mesleki çıkarları ile emperyalizme karşı, demokrasi mücadelesinin zorunlu birlikteliğinin önemini bir kere daha ortaya koymuştur. 1999 Marmara Depremi sonrasında TMMOB ve odaların sergilediği kamucu ve bilimsel tutum, toplum nezdinde önemli bir güven yaratmıştır.
Ancak bu mücadeleci çizgi, sermaye çevreleri ve siyasal iktidar açısından rahatsız edici bulunmuştur. TMMOB, 2000-2004 yılları arasında Mühendislik Mimarlık Kurultaylarını düzenlenmiştir. TMMOB ve odalarda ortaya çıkan yapısal farklılıkların başlangıcı da bu döneme rastlamaktadır ve günümüzde devam etmektedir.
TMMOB ve bağlı odalarda belirginleşen sağa kayış, bu dönüşümün örgütsel alandaki en somut sonuçlarından biridir. Odaların giderek evrak, belge ve aidat merkezli bürokratik yapılara indirgenmesi; üyelerle bağın zayıflaması; özellikle genç mühendislerin örgütlerden uzaklaşması bu sürecin doğrudan yansımalarıdır. Meslek örgütlerinin mücadeleci karakterini yitirmesi, etik olmayan davranışlar, sağcı anlayışların bu alanlarda daha rahat güç kazanmasına zemin hazırlamıştır.
Tüm bu tarihsel ve yapısal değerlendirmeler, bizi yeniden EMO İstanbul Şubesi seçimlerine bulunduğumuz noktaya getirmiştir. EMO İstanbul’da farklı bir listeyle seçime gidilmesi, bir bölünme iradesinin değil; örgütü yeniden kamucu, toplumcu ve mücadeleci bir çizgiye çekme çabasının ifadesidir. Bu çaba, demokratların kendi içlerinde yaşadığı bir yüzleşmenin ve sorumluluk alma iradesinin ürünüdür. Bugün yönetimde olan demokratların yetersizlikleriyle ve hatalarıyla yüzleşmeden, sağa kayışı durdurmak ve ticarileşme hattını tersine çevirmek mümkün değildir. Sonuçta, kurumları ve toplumu hızla saran çürümenin meslek odalarına, EMO’ya sirayeti engellenmelidir.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, sessiz uyum değil; açık tutumdur. TMMOB ve EMO, piyasanın değil toplumun yanında durduğu ölçüde güçlüdür. Meslek örgütlerimizi belge üreten yapılara indirgeyen anlayışa karşı, kamusal sorumluluğu, dayanışmayı ve örgütlü mücadeleyi yeniden büyütmek zorundayız. EMO İstanbul Şube seçimleri, bu mücadelenin yalnızca bir başlangıcıdır. Kamudan, emekten ve demokrasiden yana olan herkes için şimdi söz alma, sorumluluk üstlenme ve örgütü yeniden yapılandırma zamanıdır.
EMO İstanbul Şube’yi yeniden üyeye, emeğe ve kamuya döndürmek için sizleri Erhan Karaçay ile başlayan Demokrat Mühendisler- Mavi Liste’ye oy vermeye davet ediyoruz.